“It's not pain that kills you, it's self-pity.” Fyodor Dostoevsky

“It's not pain that kills you, it's self-pity.” Fyodor Dostoevsky

Hayatın içinde acıdan tamamen uzak bir yaşam sürmek mümkün değildir. Kayıplar, başarısızlıklar, hayal kırıklıkları ve haksızlıklar zaman zaman hepimizin kapısını çalar. Ancak insanı asıl tüketen çoğu zaman yaşadığı acının kendisi değil, bu acının karşısında geliştirdiği çaresizlik duygusudur. Fyodor Dostoyevski’nin bu sözü, kendine acımanın insanı edilgenleştiren ve güçsüzlük duygusunu besleyen yönüne dikkat çeker. Acı bize “Canım yanıyor.” derken, kendine acımak “Benim başıma neden hep bunlar geliyor?” diyerek bizi yaşadığımız durumun içine hapseder. Böylece çözüm aramak, yeniden denemek ve hayatın kontrolünü ele almak yerine, sürekli olarak yaşadığımız haksızlığa ve kaybımıza odaklanmaya başlayabiliriz.

Bu sözden günlük yaşam için çıkarabileceğimiz pratik öneri şudur: Zorlandığınızda kendinize “Neden benim başıma geldi?” diye sormak yerine “Şimdi bununla ilgili ne yapabilirim?” diye sorun. Bu küçük soru değişikliği, dikkatimizi geçmişte yaşananlardan gelecekte atabileceğimiz adıma taşır. Elbette acımızı inkâr etmek veya güçlü görünmek zorunda değiliz. Üzülebilir, öfkelenebilir, yorulabilir ve bir süre durup nefes alabiliriz. Fakat ardından kendimize yeniden hareket alanı açabiliriz. Örneğin başarısız olduğunuz bir iş başvurusunun ardından günlerce “Beni neden seçmediler?” diye düşünmek yerine, özgeçmişinizi geliştirmek, eksik olduğunuz bir beceriyi öğrenmek veya yeni bir başvuru yapmak sizi yeniden hareketin içine sokar. Acıyı kabul etmek güçsüzlük değildir; acının hayatımızın tamamını yönetmesine izin vermemek ise önemli bir psikolojik dayanıklılık becerisidir.

Bir insan işini kaybettiğinde, bir ilişkisi sona erdiğinde veya uzun zamandır emek verdiği bir hedefinde başarısız olduğunda gerçekten canı yanabilir. Aynı olay karşısında iki insanın farklı yollar izlemesi ise mümkündür. Biri yaşadığı acıyı sürekli olarak besleyerek kendisini mağduriyetin içine hapsedebilir; diğeri ise acısını kabul edip zamanla “Buradan nasıl çıkabilirim?” sorusuna yönelebilir. İkinci insanın hiç acı çekmediğini söyleyemeyiz. Aksine, acıya rağmen yeniden ayağa kalkmayı seçmiştir. Fyodor Dostoyevski’nin sözü bize tam olarak bunu hatırlatır: Hayatın bize yaşattığı her şeyi seçemeyebiliriz, fakat yaşadıklarımız karşısında kendimize nasıl davranacağımız konusunda bir seçim alanımız vardır. Acı hayatın bir parçası olabilir; fakat kendimize acımak, o acının hayatımızın tamamına dönüşmesine izin vermektir.


Fyodor Dostoyevski Kimdir?

Fyodor Dostoyevski (1821-1881) Rus romancı, öykücü ve düşünürdür. İnsan psikolojisinin derinliklerini, ahlaki çatışmaları, suçluluk duygusunu, inanç ve özgürlük sorunlarını eserlerinin merkezine taşıyan Dostoyevski, dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri kabul edilir. Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Budala ve Yeraltından Notlar başta olmak üzere birçok eseriyle insanın iç dünyasını ve varoluşsal mücadelelerini güçlü biçimde ele almıştır. Yaşamındaki yoksulluk, hapis, sürgün ve kişisel kayıplar, eserlerinde işlediği insan doğasına ilişkin temaların şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.


İnsanlara Dair Özlü Sözler ve Özdeyişler

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *