“İnsan sınırsız bir coşku duyduğu her şeyin üstesinden gelebilir.” Charles Schwab
Bu söz, insanın sınırlarının sandığımız kadar dış koşullarla değil, içsel coşkusunun gücüyle belirlendiğini anlatır. Coşku; geçici bir heves değil, insanın yaptığı işle, yürüdüğü yolla, inandığı anlamla kurduğu derin bağdır. Zorluklar herkes için vardır; farkı yaratan, o zorlukların karşısında bizi ayakta tutan içten gelen isteğin yoğunluğudur. Biz bir şeye gerçekten coşkuyla bağlandığımızda, engeller küçülmez belki ama biz büyürüz. Bu yüzden coşku, yalnızca motivasyon değil; dayanıklılık, sabır ve süreklilik kaynağıdır.
Bu sözden ilhamla günlük hayatta uygulanabilecek tek bir pratik öneri şudur: Yaptığınız bir işi, neden gerçekten yapmak istediğinizi yazılı hâle getirin. Bir sayfanın üstüne o işi yazın, altına ise “Bunu yaparken beni canlı hissettiren ne?” sorusunu sorun. Mantıklı gerekçeleri değil, duygusal cevapları arayın. Çünkü coşku, akıldan çok kalpten beslenir. Biz neyin bizi heyecanlandırdığını netleştirdiğimizde, o iş için harcadığımız enerji kendiliğinden artar.
Örneğin bir kitap yazmak, bir iş kurmak ya da bir değişime başlamak dışarıdan bakıldığında zor ve yorucu görünebilir. Ama eğer bu hedef, sizin için anlamlıysa; içinizde “Bunu yapmalıyım” diyen sessiz ama güçlü bir ses varsa, vazgeçmek yerine yollar aramaya başlarsınız. Biz çoğu zaman gücümüzü küçümseriz; oysa coşku devreye girdiğinde insan, düşündüğünden çok daha fazlasını taşır. Unutmayalım: Coşku, insanın kendi sınırlarını aşarken kullandığı en doğal yakıttır.



