Buridan’ın Eşeği: Seçenek Çokluğu Çağında Kararsız Kalmak

Buridan’ın Eşeği: Seçenek Çokluğu Çağında Kararsız Kalmak

Buridan’ın Eşeği: Seçenek Çokluğu Çağında Kararsız Kalmak

Buridan’ın Eşeği: Seçenek Çokluğu Çağında Kararsız Kalmak

Buridan’ın Eşeği, kararsızlık ve salt akılcılığın sınırları üzerine kullanılan klasik bir felsefe düşünce deneyidir. Kısaca hikâye şöyle anlatılır: Bir eşek, birbirine tamamen eşit iki saman yığınının tam ortasına bırakılır. İki yığın da aynı uzaklıkta, aynı büyüklükte ve aynı çekiciliktedir. Eşek, hangisini seçeceğine dair hiçbir rasyonel gerekçe bulamaz. Sonuçta karar veremez ve açlıktan ölür.

Bu düşünce deneyi genellikle 14. yüzyıl filozofu Jean Buridan’a atfedilir; ancak ilginçtir ki Buridan bu örneği metinlerinde doğrudan kullanmaz. Daha çok, onun akıl–irade ilişkisine dair görüşlerini eleştirmek veya tartışmak için sonradan uydurulmuş bir örnek gibidir.

Buridan’ın Eşeği, ilk bakışta basit bir felsefe hikâyesi gibi görünür: Eşit iki saman yığını arasında kalan bir eşek, karar veremediği için açlıktan ölür. Ancak bu anlatıyı günümüzde anlamlı kılan şey, hikâyenin kendisinden çok bize tuttuğu aynadır. Bugün insanlar saman yığınları arasında değil; kariyerler, ilişkiler, yaşam tarzları, eğitimler, şehirler ve hatta “hangi görevden başlamalıyım?” soruları arasında kalıyor. Seçenekler çoğaldıkça özgürleştiğimizi sanıyoruz, ama çoğu zaman olan şey tam tersidir: Zihinsel kilitlenme.

Buridan’ın Eşeği bize birkaç kritik meseleyi gösterir:

  1. Salt rasyonellik yeterli midir? Eğer karar verme yalnızca mantıksal karşılaştırmalara dayanıyorsa ve seçenekler tamamen eşitse, sistem kilitlenir. Bu da insanın sadece akıl değil, irade, duygu, sezgi veya rastlantı gibi unsurlara da ihtiyaç duyduğunu düşündürür.
  2. Kararsızlık da bir karardır. Eşek “seçmemeyi” seçer. Günlük hayatta da benzer biçimde, karar vermemek çoğu zaman bizi dış koşulların insafına bırakır ve bedeli ağır olabilir.
  3. Motivasyon perspektifi: Tam eşit görünen seçenekler arasında kalan kişi, çoğu zaman enerjisini kaybeder. Motivasyon, fark yaratan küçük bir anlam, duygu ya da içsel dürtüyle yeniden hareket kazanır. Yani insanı harekete geçiren şey her zaman “en mantıklı olan” değildir.

Bu bilgilerden hareketle şu soru akla gelir: Gerçek hayatta gerçekten eşit olan iki seçenek var mı, yoksa biz mi fark yaratacak bakış açısını üretmekten kaçıyoruz?

Bu hikâye modern psikolojide “karar felci” (decision paralysis) olarak adlandırılan duruma şaşırtıcı derecede yakındır. İki değil, yirmi iki seçenek olduğunda da zihin aynı tepkiyi verir: Karşılaştırır, ölçer, tartar… ve sonunda yorulur. Buridan’ın Eşeği burada şunu fısıldar: Sorun seçeneklerin eşitliği değil, kararın sadece akla yüklenmesidir. İnsan yalnızca rasyonel bir varlık değildir; duyguları, sezgileri, değerleri ve anlam arayışı vardır. Bunlar devre dışı kaldığında, en “mantıklı” zihin bile hareket edemez.

Motivasyon açısından bakıldığında ise bu anlatı daha da çarpıcı hale gelir. Motivasyon, çoğu zaman “doğru seçeneği bulmak”la değil, bir seçeneğe anlam yüklemekle ortaya çıkar. Eşek ölür çünkü samanlar arasında anlam farkı yoktur. İnsan ise çoğu zaman aynı nedenle yerinde sayar: “Hangisi daha iyi?” sorusuna saplanır ama “Ben hangisini istiyorum?” sorusunu sormaz. Oysa motivasyon, dış dünyanın mükemmel seçeneklerinden değil, iç dünyanın netliğinden beslenir.

Buridan’ın Eşeği bu nedenle kıymetlidir; çünkü okuyucuya şunu hatırlatır: Kararsızlık bir zeka sorunu değil, bir yön eksikliği sorunudur. Hayatta ilerleyenler her zaman en iyi seçimi yapanlar değil; seçim yaptıktan sonra onu sahiplenenlerdir. Bazen küçük bir sezgisel adım, uzun bir mantık yürüyüşünden daha dönüştürücüdür. Çünkü hareket, motivasyonu doğurur; motivasyon beklenerek değil, çoğu zaman hareket edilerek kazanılır.

Kısacası Buridan’ın Eşeği bize şunu söyler: Hayat, eşit görünen seçenekleri sonsuza kadar tartabileceğimiz bir masa değildir. Bir noktada teraziyi bırakıp adım atmak gerekir. Ve o adım, her zaman “en mantıklı” olan değil; en canlı hissettiren adım olabilir.

 

Günlük Hayattan İki Tanıdık Buridan Örneği

“İki İyi Seçenek” Tuzağını anlatan iş yaşamından bir örnekte mevcut işi güvenli, maaşı iyi, ortam tanıdıktır. Diğer seçenek ise daha belirsiz ama öğrenme ve gelişim vaat ediyor. İki seçenek de “mantıklı”. Aylar geçiyor, karar verilemiyor, motivasyon düşüyor, sabahlar ağırlaşıyor. Buridan’ın Eşeği burada şunu gösterir: Sorun seçeneklerin kalitesi değil, kişinin hangi hayata yönelmek istediğini netleştirememesidir. Karar, “hangisi daha iyi?” sorusunda değil; “ben kim olmak istiyorum?” sorusunda gizlidir.

İlişkilerde Kararsızlık üzerine bir örnekte ise bir ilişki ne çok kötü ne de gerçekten besleyicidir. “Bırakmak için yeterince kötü değil, kalmak için yeterince iyi de değil.” Zihin artıları eksileri sayar, ama kalp sessizleşir. Zaman geçer, kişi hem ilişkide hem kendi hayatında askıda kalır. Bu durum Buridan’ın Eşeği’nin duygusal versiyonudur. Kararsızlık, ilişkiyi korumaz; onu yavaş yavaş enerjisizleştirir. Oysa bazen karar, ilişkinin geleceği için değil, kişinin kendisiyle bağını yeniden kurması için gereklidir.

 

Kararsızlık Anlarında Güç Veren 3 Koçluk Sorusu

Buridan’ın Eşeği’ni açlıktan öldüren şey seçeneklerin eşitliği değil, iç pusulanın devre dışı kalmasıdır. Aşağıdaki sorular, zihni susturup yönü yeniden hatırlatmak için tasarlanmıştır:

  1. Bu iki seçenekten hangisi beni daha “canlı” hissettiriyor? Bu soru mantığı değil, bedeni ve duyguyu konuşturur. Enerji artışı genellikle doğru yöne dair güçlü bir ipucudur. Huzur, heyecan ya da merak… Hangisi belirginleşiyorsa, orada bir hareket çağrısı vardır.
  2. Bu kararı vermeseydim, 6 ay sonra pişmanlığım ne olurdu? Zihin bugünü abartır; pişmanlık ise geleceğin aynasıdır. Bu soru, kısa vadeli korkuları değil, uzun vadeli değerleri ortaya çıkarır.
  3. Mükemmel seçimi değil, ilk adımı seçsem ne olurdu? Bu soru kararı “sonuç” olmaktan çıkarıp “süreç” haline getirir. Motivasyon çoğu zaman doğru kararla değil, hareketle ortaya çıkar. İlk adım atıldığında, sonraki adımlar kendiliğinden netleşir.

Hayatta ilerlemeyi sağlayan şey, her zaman en doğru seçeneği bulmak değildir. Bazen ilerleme, bir seçeneğe yön verdikten sonra onu doğru hale getirmektir. Buridan’ın Eşeği bu yüzden bugün hâlâ anlamlıdır. Çünkü çağımızın en büyük açlığı yiyecek değil; yön eksikliğidir.


Başarılı Kararlar Verme Rehberi

Doğru Karar Vermek Üzerine En İyi Videolar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir