Para Enerjisi

Para Enerjisi

Lynn Grabhorn’un “para enerjisi” yaklaşımı özellikle “Excuse Me, Your Life Is Waiting” kitabıyla geniş kitlelere ulaştı. Onun temel iddiası şu: Para bir kâğıt parçası ya da metal yığını değil; ona yüklediğimiz anlamla şekillenen bir enerji alanı. Bu iddia ilk bakışta metafizik gibi gelebilir. Ama biraz durup düşünelim: “Para” kelimesini duyduğunda bedeninde ne oluyor? Omuzların mı geriliyor, yoksa içinden bir heyecan mı yükseliyor? İşte mesele tam burada başlıyor. Para, ekonomik bir araç olmadan önce psikolojik bir çağrışımdır. Ve çağrışımlar, davranışlarımızı; davranışlarımız da sonuçlarımızı belirler.

Ağızdan çıkan her sözcük, bunu söyleyen kişiye özgü titreşimler yaratır. Yetiştirilme tarzımıza ve hayata bakışımıza bağlı olarak, sarf ettiğimiz sözcüklere özel titreşimler yükleriz. Her sözcük son derece güçlü pozitif ve negatif titreşimsel tepkiler yaratabilir. Bu, konuşmayı yapan ya da dinleyen kişiye veya o sözcükle ilişkiye ya da geçmişle bağlıdır. Herhalde “En çok negatif titreşim yaratan” sözcük paradır.

Çoğumuz açısından, bu sözcüklerle bağlantılı inançlar çok yoğundur. Para sözcüğünü sarf ettiğimizde, düşündüğümüzde ya da duyduğumuzda, her tarafa negatif titreşimler yayarız. Elbette bu, etrafımıza paranın bize ulaşmasını kesinlikle engelleyen, aşılmaz duvarlar örer. Yani, çok istediğimiz bu şeyden söz etme biçimimiz, onun bizden uzak kalmasına yol açar. İyi de neden? Sonuçta para hoş bir şey değil mi? Altınlar, gümüşler, demirler, banknotlar filan?

Para genellikle “hazin bir şey” olarak kabul edilmektedir. Çocukluğumuzdan itibaren para sözcüğünün mücadele, gereklilik, zorunluluk anlamlarını içerdiğini öğreniyoruz. Bunun babalarımıza, annelerimize, teyzelerimize, amcalarımıza ve yetişkin aile dostlarımıza neler hissettirdiğini öğreniyoruz. Sözcüğe eşlik eden gerginliği ve acıyı öğreniyoruz. En önemlisi de, paranın hayattaki yerini öğreniyoruz!

Enerji akışını ve negatif titreşimlerden kurtulmayı hiç öğrenmediğimiz için, hayatımızı bu konuda olumsuz enerji yayarak geçiriyoruz. Kazanamayacağımız bir savaş veriyoruz. Sonunda çok yoruluyoruz, cesaretimiz kırılıyor, haksızlığa uğradığımızı hissediyoruz. Bedenimiz nihayet bu olumsuzluklara tepki veriyor ve ölüyoruz. Ne güzel hayat!

İnsanoğlu hiçbir zaman elindekiyle yetinmemiştir. Bu nedenle aklımıza ne zaman para gelse, hemen “yeterince paraya sahip olmadığımızı” düşünüyoruz. Para, yetersizliği çağrıştırıyor, yetersizlik yoksunluğu… yoksunluk kendini kötü hissetme titreşimlerini, bu da yeniden hiç istemediğimiz bir şeyi, yoksunluğu.

Parasal İnançların Gücü

Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz cümleler zihnimizde görünmez yazılımlar oluşturur: “Para zor kazanılır.” “Bizim ailede kimse zengin olmadı.” “Çok para insanı bozar.” Bu ifadeler yalnızca söz değildir; bilinçaltına ekilmiş tohumlardır. Bir koç olarak sen bunu çok iyi bilirsin Tayfun: İnsan, inandığı senaryoya uygun yaşar. Eğer para zihninde mücadele, stres ve eksiklikle eşleşmişse; para kazanma süreci de tam olarak o duygularla örülür. Bu noktada Grabhorn’un “titreşim” dediği şeyi, biz daha davranışsal bir dille şöyle okuyabiliriz: Duygu → Odak → Davranış → Sonuç zinciri.

“Para kazanmak için çok çalışmak zorundasın. Hiç kimse sana boş yere para vermez. Para zor kanılır. Para zor biriktirilir. Hiç çok param olmadı. Para geldiği gibi gidiyor. Para tüm kötülüklerin babası. Geleceğimizi garanti altına almak için para biriktirmeliyiz. Param olsa ne kadar mutlu olurdum. (Şimdi mutlu olamam anlamına geliyor.) Para ağaçta yetişmiyor.”

Bu cümleleri yüksek sesle okuyun ve size neler hissettirdiklerini düşünün. Kendinizi pek iyi hissetmediniz değil mi? Ama hepimiz bu ifadeleri duyarak büyüyoruz ve paranın özgürlüğümüzün tek anahtarı olduğuna inanıyoruz. Paranın önemli olduğunu inkar etmiyorum. Ama sürekli paranın çok çalışarak, mücadele ederek, hatta savaşarak kazandığını düşünüyoruz. Oysa para da her şey gibi enerjiden başka bir şey değil. Ve parayı çekmek de, her şey gibi, enerji akışı sürecinden başka bir şey değil. Artık yeni bir senaryo yazmanın zamanı geldi.

Diyelim ki evinize yeni bir teras yaptırmak istediniz ve bunun maliyeti 25 bin dolar. Uzun uzun düşündünüz taşındınız, ancak bu parayı nereden bulabileceğinizi bilemediniz. Sonunda bunaldınız, hayal kırıklığına uğradınız ve “Aman, unut gitsin!” dediniz.

Siz de birçoğumuz gibi davrandınız işte. Hayatımız boyunca bizi sınırlayan ve olumsuz enerji akışına yol açan eski inançların esiri oldunuz. Sonunda kendinizi kapattınız. Terası yaptırmak için gerekli paraya yönelik isteğiniz sonucunda kendinizi öylesine bezgin hissettiniz ki, sonunda vazgeçtiniz.

Yeni bir senaryo yaratmak, güzel bir gündüz düşü oluşturup bunu duygusal olarak yaşamaktan başka bir şey değil. Önemli olan kısım da bu: Gündüz düşünüzü duygusal olarak yaşamalısınız, yoksa uçup gider. Bir isteğinizi yüksek sesle, sanki bir arkadaşınızla konuşur gibi, dile getirin (yazmak ikinci tercihtir).  Sakın ne olacağından söz etmeyin. Yalnızca şu anda olanları söyleyin. Bu ifadeniz olabildiğince gerçekçi olsun; tatmini, keyfi, memnuniyeti ayrıntılarıyla hissedin. Unutmayın, her sözcüğün arkasındaki tutkuyu hissetmek zorundasınız.

Bir örnek verelim. Yüz dolarlık bir banknotu alın, cüzdanınıza koyun ve alışverişe gidin. Eğer bütün bir gün idare edebilirseniz, harika. Edemezseniz, öğle yemeği molası verin. Dükkanların çok olduğu bir yere gidin. Bu 100 dolar ile alabileceğiniz her şeyi arayın. Bu bir walkman, bir pantolon, futbol topu, yeni bir elbise, yeni aletler, yatak örtüsü olabilir. 100 dolar hala cebinizde; bu nedenle kendi kendinize “Vay be, 100 dolar ile bunu alabilirim, hiç sorun değil” deyin (sonra da ne kadar mutlu olduğunuzu hissedin). Toplamı 100 dolar edecek şeyler bulmayın, her biri 100 dolar olan şeyler arayın. Yaklaşık bin tane şey bulduğunuzda, neler olduğuna bir bakın. Hissi olarak neredeyse 100 bin dolar harcadınız ve bu sizin harika hissetmenizi, yoksunluğa ilişkin eski titreşimsel düşünce kalıplarınızdan kurtulmanızı sağladı.

“Yeterince yok” düşüncesi, zihnin en güçlü manyetik alanlarından biridir. Sürekli eksikliğe odaklanan bir zihin, bolluk ihtimallerini filtreler. Bu, nörobilimsel olarak da anlamlıdır: Beyin, tehdit ve eksiklik sinyallerine daha duyarlıdır. Eğer sen sürekli faturaları, borçları, açıkları konuşuyorsan; beynin fırsatları değil riskleri büyütecektir. Grabhorn’un 100 dolar egzersizi bu yüzden kıymetlidir. Çünkü dikkat odağını “yok”tan “var”a çevirir. Bu aslında bir zihinsel yeniden çerçeveleme çalışmasıdır. Odak değişince, deneyim de değişir.

Para, çoğu zaman kişinin kendi değer algısının aynasıdır. “Ben neye layığım?” sorusu, “Ne kadar kazanırım?” sorusunun gölgesi gibi çalışır. Örneğin:

  • Sürekli indirim kovalayan ama kendi emeğini pazarlarken fiyat yükseltemeyen girişimci.
  • Yatırım fırsatı çıktığında “Ya kaybedersem?” diyerek geri çekilen ama aynı anda “Neden hep başkaları kazanıyor?” diye hayıflanan kişi.
  • “Param olsa özgür olurdum” diyen ama mevcut imkanlarını geliştirmek için adım atmayan çalışan.

Burada paradoks şudur: İnsan parayı ister ama onunla gelen sorumluluğu istemez. Çünkü daha fazla para, daha fazla karar, daha fazla görünürlük, daha fazla risk demektir. Para yalnızca özgürlük değil, aynı zamanda büyüme baskısıdır.

Yolunu Yapmak

Eğer hayatınızda gerçek bir değişiklik olmasını istiyorsanız, etrafınıza daha fazla enerji yaymalı, işlerin yolunda gitmesini sağlamak için olumlu enerji akışınızın artmasını sağlamalısınız. Bunun en iyi yöntemlerden biri “yolunu yapmak”tır.

Belirli bir olayın gerçek olmasını sağlamak için istenen ortamı ya da atmosferi yaratmak üzere, yolunu yapma yöntemini kullanabilirsiniz. Bu, günlük olaylarda ya da kararlarda “Bunun böyle olmasını istiyorum” enerjisini yaymaktır: “Raporumu kolayca ve zamanında bitirmek niyetindeyim. Bugünün tadını çıkarmak niyetindeyim. Aramızdaki gerginliği kısa sürede çözmek niyetindeyim.”

Yolunu yapmak, yeni bir senaryo yazmak gibidir, ancak daha az yoğunluk gerektirir. Günlük yaşamda küçük şeylerin yolunu yapmaya alıştığınızda, büyük şeylere geçin. Bu, sorun yaşadığınız bir müşteri ya da satışlar olabilir. Bir toplantıyı ya da anlaşmayı, gerçekleşmesini istediğiniz şekilde görün ve hissedin. Bunu gün içinde sık sık tekrarlayın. Evrene ne istediğinizi söyleyin, buna bağlı olarak olumlu enerjinizi yayın, sonuçların nasıl olacağını hissedin ve bunların gerçek olacağından emin olun. Yolunu yapmak, budur.

Yeni bir para hikâyesi yazmak demek, şu üç soruyu cesurca cevaplamak demektir:

  1. Parayla ilgili en eski korkum ne?
  2. Ailemden miras aldığım hangi inançlar artık bana hizmet etmiyor?
  3. Daha fazla para kazansam kim olurum? Bu kimlik bana korkutucu geliyor mu?

Çoğu insan üçüncü soruda tökezler. Çünkü daha fazla kazanan versiyon; daha görünür, daha iddialı ve daha sorumludur. Oysa büyüme, konfor alanını terk etmeden gerçekleşmez. Yolunu yapmak, sadece sonucu hayal etmek değil, o sonucu taşıyabilecek kimliği inşa etmek. Örneğin birisi aylık gelirini iki katına çıkarmak istiyorsa, şu soruyu sormalı: “Bu geliri üreten insan nasıl düşünür, nasıl plan yapar, nasıl risk alır?” İşte gerçek enerji dönüşümü burada başlar.

Para gerçekten bir enerji midir? Evet — ama mistik anlamda değil, psikolojik ve davranışsal anlamda. Ona yüklediğin anlam, duygu tonunu belirler. Duygu tonun, karar kaliteni etkiler. Karar kaliten ise gelirini. Eksikliğe odaklanarak bolluk inşa edemezsin. Ama yalnızca hayal kurarak da zenginleşemezsin. Denge şu: İçsel frekansını yükselt, sonra sistem kur, değer üret ve cesur hamle yap. Belki de asıl mesele para kazanmak değil, parayla barışmaktır. Çünkü insan, barışmadığı şeyi büyütemez. Ve şimdi size bir koçluk sorusuyla eşlik edelim: Eğer para senin öğrencin olsaydı, ona hangi duyguyla yaklaşırdın? Baskıyla mı, şefkatle mi, korkuyla mı, güvenle mi? Cevabınız, gelir tablonuz kadar hayat tablonuzu da şekillendiriyor olabilir.

Hayatınızdaki olumsuzluk miktarını ölçmek mi istiyorsunuz? Gelirinize bakın. Hayatının büyük bölümünde parayla mücadele eden insanlar olarak, ne kadar olumsuzluk yayarsak, o kadar az gelire sahip oluruz. Geliriniz, negatif enerjiye bağlı olarak artar veya azalır.

Unutmayın… Önemli olan para değil, enerjinizi nasıl yaydığınızdır. Parasızlığınız üzerinde yoğunlaşmaktan vazgeçerseniz, paraya kavuşursunuz. Parasızlık üzerinde durup bu konuda olumsuz hislere kapılmanız, pozitif enerji yaymanızı engeller. Bundan kurtulmaya çalışın. Nasıl’lar üzerinde durmaktan vazgeçin. Nasıl olsa öğreneceksiniz.

Lynn Grabhorn

 

Kaynak: Lynn Grabhorn  (2012) “Çekim Yasası Secret” (Çev. Suat Kadıoğlu) Kalipso Yayınları, İstanbul s.120-135


Kişisel Finans Yönetimi Yazıları


Zenginlik ve Para Kazanmakla İlgili Özlü Sözler


Zenginlik ve Para İle İlgili Özlü Sözler

Para Kazandıran 10 Düşünme Şekli

Para Kazandıran Koçluk Soruları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir