“Bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada kimse yok demektir.” Michel Foucault

“Bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada kimse yok demektir.” Michel Foucault

Toplum içinde kabul görmek isterken bazen kendi sesimizi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız. Michel Foucault’ya atfedilen “Bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada kimse yok demektir.” sözü, bireyselliğin ve özgün düşüncenin önemini güçlü bir şekilde hatırlatır. Herkes aynı şekilde düşündüğünde, aynı şeyleri söylediğinde ve aynı kalıpların dışına çıkmaktan korktuğunda, farklı bakış açıları da yok olmaya başlar. İnsanları değerli kılan, birbirlerinin kopyası olmaları değil; kendi kişiliklerini, yeteneklerini ve düşüncelerini cesaretle ortaya koyabilmeleridir. Farklılıklar yalnızca bireyi değil, toplumun gelişimini de zenginleştirir.

Bu düşünceyi günlük yaşamınıza taşımak için kendinize haftada bir kez şu soruyu sorun: “Bugün yaptığım hangi seçim gerçekten bana ait?” Giydiğiniz kıyafetten okuduğunuz kitaba, savunduğunuz fikirden belirlediğiniz hedefe kadar bazı tercihlerinizi gözden geçirin. Bunları gerçekten istediğiniz için mi yapıyorsunuz, yoksa yalnızca çevrenize uyum sağlamak için mi? Kendi değerlerimize göre yaşamayı öğrenmek, özgün bir kimlik oluşturmanın en önemli adımlarından biridir.

Örneğin bir ekip toplantısında herkes aynı fikri desteklerken sizin farklı bir bakış açınız olabilir. Sırf eleştirilmemek için sessiz kalırsanız, belki de en değerli katkıyı sunma fırsatını kaçırırsınız. Saygılı ve yapıcı bir şekilde düşüncenizi paylaştığınızda ise hem kendinizi ifade etmiş hem de grubun daha iyi karar vermesine katkı sağlamış olursunuz. Gerçek gelişim, herkes gibi düşünmekten değil; kendi sesimizi kaybetmeden başkalarıyla birlikte yürüyebildiğimiz zaman mümkün olur.


Michel Foucault Kimdir?

Michel Foucault (1926-1984) Fransız filozof, düşünce tarihçisi ve sosyal kuramcıdır. 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden biri kabul edilen Foucault; bilgi, iktidar, özgürlük, kimlik ve toplumsal kurumlar üzerine geliştirdiği özgün analizlerle tanınmıştır. “Deliliğin Tarihi”, “Kelimeler ve Şeyler”, “Hapishanenin Doğuşu” ve “Cinselliğin Tarihi” adlı eserleri, sosyal bilimler ve felsefe alanında klasikleşmiş yapıtlar arasında yer alır. Özellikle bireyin toplum tarafından nasıl şekillendirildiği ve iktidarın gündelik yaşam üzerindeki etkileri konusundaki çalışmaları, günümüzde de felsefe, sosyoloji ve psikoloji alanlarında geniş yankı uyandırmaya devam etmektedir.


Farklı Düşünmek Üzerine Özlü Sözler

İnsanlara Dair Özlü Sözler ve Özdeyişler

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir