“Cefa yüzünden vefayı terk etme!” Hâfız

“Cefa yüzünden vefayı terk etme!” Hâfız

Hâfız’ın “Cefa yüzünden vefayı terk etme!” sözü, hayatın zorlukları karşısında iyiliğimizi, sadakatimizi ve insani değerlerimizi kaybetmememiz gerektiğini hatırlatır. İnsan bazen verdiği değerin karşılığını göremeyebilir, güveni kırılabilir ya da iyi niyetinin karşısında hayal kırıklığı yaşayabilir. Böyle zamanlarda yaşadığımız acı, bizi insanlara karşı daha mesafeli, sevgisiz ve güvensiz birine dönüştürebilir. Oysa bir insanın bize yaptığı haksızlık, bizim nasıl bir insan olacağımızı belirlemek zorunda değildir. Cefa görmek, vefadan vazgeçmek için değil; vefanın gerçek değerini anlamak için bir sınav olabilir.

Bu sözden günlük yaşam için çıkarabileceğimiz pratik öneri şudur: Bir hayal kırıklığı yaşadığınızda, yaşadığınız olayı genellemeden önce kendinize “Bu yaşadığım şey benim değerlerimi değiştirmeli mi?” diye sorun. Bir kişinin nankörlüğü nedeniyle herkese güvenmemeye, bir ilişkinin kötü bitmesi nedeniyle sevgiden uzaklaşmaya veya bir iyiliğinizin karşılıksız kalması nedeniyle iyilik yapmayı bırakmaya hemen karar vermeyin. Elbette sınırlar koymak, gerektiğinde uzaklaşmak ve kendimizi korumak önemlidir. Ancak kendimizi korumakla kalbimizi kapatmak aynı şey değildir. Yaşadığımız acıdan ders alabilir, insanlara karşı daha seçici olabilir ve yine de vefalı, merhametli ve iyi kalmayı sürdürebiliriz.

Örneğin yıllarca yanında olduğunuz bir dostunuz zor zamanınızda sizi yalnız bırakmış olabilir. Bu durum güveninizi sarsabilir ve bir süre insanlardan uzak durmak isteyebilirsiniz. Fakat bu deneyim, hayatınızdaki diğer insanların sevgisini ve desteğini değersizleştirmemelidir. Belki artık herkese eskisi kadar kolay güvenmezsiniz; ama hâlâ gerçek dostluğun, sevginin ve vefanın mümkün olduğuna inanabilirsiniz. Hâfız’ın sözü tam da burada anlam kazanır: Yaşadığımız cefanın bizi değiştirmesine izin verebiliriz; fakat bizi daha kötü bir insana dönüştürmesine izin vermek zorunda değiliz. Çünkü başkasının bize yaşattığı kötülük, bizim içimizdeki iyiliği terk etmemiz için bir gerekçe değil, onu korumanın ne kadar değerli olduğunu hatırlatan bir deneyimdir.


Hâfız Kimdir?

Hâfız (1315-1390) İranlı şair ve mutasavvıftır. Asıl adı Şemseddin Muhammed olan Hâfız, 14. yüzyılda Şiraz’da yaşamış ve özellikle aşk, insan ruhu, özgürlük, kader, tasavvuf ve yaşamın anlamı üzerine yazdığı gazelleriyle Doğu edebiyatının en önemli şairlerinden biri hâline gelmiştir. Şiirlerinde tasavvufi anlamlarla dünyevi aşkı, şarabı, özgürlüğü ve hayatın çelişkilerini iç içe kullanması, eserlerine çok katmanlı bir anlam kazandırmıştır. En önemli eseri Divanı, İran edebiyatının temel klasiklerinden biri kabul edilir ve şiirleri yüzyıllar boyunca başta İran olmak üzere farklı coğrafyalarda etkisini sürdürmüştür.


Bilim ve Bilgelik Üzerine Özlü Sözler

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir