“Beş dakika sonra hayatta olacağımızın bir garantisi yok. O yüzden bu güne kadar kırdığın kişileri ara ve bir daha küfür et.” Charles Bukowski

"Beş dakika sonra hayatta olacağımızın bir garantisi yok. O yüzden bu güne kadar kırdığın kişileri ara ve bir daha küfür et." Charles Bukowski

“Beş dakika sonra hayatta olacağımızın bir garantisi yok. O yüzden bu güne kadar kırdığın kişileri ara ve bir daha küfür et.” Charles Bukowski

"Beş dakika sonra hayatta olacağımızın bir garantisi yok. O yüzden bu güne kadar kırdığın kişileri ara ve bir daha küfür et." Charles Bukowski

“Beş dakika sonra hayatta olacağımızın bir garantisi yok. O yüzden bu güne kadar kırdığın kişileri ara ve bir daha küfür et.” sözü, Charles Bukowski’nin hayata karşı filtresiz, sarsıcı ve dürüst bakışını taşır. İlk bakışta provokatif görünen bu ifade, aslında ölümlülük bilinci ile sahicilik çağrısıdır. Bukowski burada, zamanı ertelemememizi söyler; kırdıklarımızla yüzleşmeyi, duyguları süsleyip saklamadan ifade etmeyi hatırlatır. “Bir daha küfür et” ifadesi, hakaretin kendisini değil, maskeleri indirmeyi, içimizden geldiği gibi olmayı ve hayatı steril kalıplara hapsetmemeyi temsil eder. Çünkü yarının garantisi yokken, yarım kalmış sözler ve bastırılmış duygular insanın içinde ağırlık yapar.

Bu sözden ilhamla günlük hayatta uygulayabileceğimiz tek bir pratik öneri var: Ertelenmiş bir duyguyu bugün dile getirin. Uzun süredir aramadığınız, kırıldığınız ya da kırdığınız birini seçin ve kısa, dürüst bir mesaj atın. Süslü cümlelere gerek yok; içten, net ve gerçek olun. Bu bir özür, bir sitem ya da bir teşekkür olabilir. Biz çoğu zaman “doğru an”ı bekleriz; oysa Bukowski’nin hatırlattığı şey şudur: An, çoğu zaman tam da şu andır. Duygular ifade edildiğinde yük olmaktan çıkar, ilişki ya onarılır ya da netleşir.

Hayatın sertliğiyle yüzleşmiş bir yazar olarak Charles Bukowski, bize incelikli olmayı değil; gerçek olmayı öğretir. Bir arkadaşınızı arayıp “Seni kırdım” demek, yıllardır içinizde tuttuğunuz bir cümleyi pat diye söylemek ya da artık rol yapmamak… Bunların hepsi yaşadığımızı hissettirir. Çünkü hayat kısa değil belki, ama belirsiz; bu yüzden ertelenen her söz, insanın kendi içinden eksilen bir parçadır. Samimiyet bazen rahatsız edicidir, ama özgürleştirici olan da tam olarak budur.


Charles Bukowski Kimdir?

Charles Bukowski, 1920–1994 yılları arasında yaşamış Amerikalı şair, romancı ve öykücüdür. Hayatın kenarında kalan insanların dünyasını, alkolü, yalnızlığı, öfkeyi ve çıplak gerçekliği sansürsüz bir dille anlatmasıyla tanınır. Postane, Factotum ve Kadınlar gibi eserleriyle geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Bukowski sözleri, edebi zarafetten çok dürüstlüğü ve ham gerçeği merkeze alır. Onu özgün kılan, insanın karanlık yanlarını yüceltmeden ama saklamadan yazabilmesidir. Bukowski’ye göre yaşam, cilalanacak bir vitrin değil; olduğu gibi yaşanacak bir deneyimdir.


“Kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki de.” Charles Bukowski

“Başkalarının benim hakkımda ne düşündüğünü önemsemeyerek ömrümü on yıl uzattım” Charles Bukowski

Özdeyiş.Net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir