“Alışkanlık cennetin yerine geçer, mutluluğun yerini alır.” Aleksandr Puşkin
Alışkanlıklar, yaşamımızı kolaylaştıran ve bize güven duygusu veren güçlü davranış kalıplarıdır. Ancak zamanla bizi görünmez bir çemberin içine de hapsedebilirler. Aleksandr Puşkin’e atfedilen bu söz, alıştığımız bir yaşamın bize iyi gelmese bile mutluluğun yerini alabileceğini düşündürür. Bazen sırf bildiğimiz düzeni bozmak istemediğimiz için bizi heyecanlandırmayan işlerde kalır, artık anlamını yitirmiş ilişkileri sürdürür veya değişmesi gerektiğini bildiğimiz koşullara katlanırız. Tanıdık olan, her zaman iyi olan değildir; fakat tanıdık olduğu için güvenliymiş gibi hissedilebilir. Böylece bir zamanlar bizi mutlu eden şeyler sıradanlaşırken mutsuzluğumuz da gündelik hayatın doğal bir parçasıymış gibi görünmeye başlayabilir. Alışkanlıkların en büyük tehlikesi, mutsuzluğu normalleştirerek başka türlü bir yaşamın mümkün olduğunu unutturmalarıdır.
Bu düşünceden yola çıkarak kendimize küçük ama etkili bir uygulama önerebiliriz: Her akşam gün içinde yaptığımız ve artık sorgulamadan tekrarladığımız bir alışkanlığı seçip kendimize şu soruyu soralım: “Bu davranış bana gerçekten iyi geliyor mu, yoksa yalnızca alıştığım için mi sürdürüyorum?” Örneğin, sırf alışkanlık hâline geldiği için saatlerimizi telefonda geçirmek yerine bize keyif veren bir etkinliğe zaman ayırabiliriz. Burada amaç bütün alışkanlıklarımızı değiştirmek değil, otomatik davranışlarımızla bilinçli tercihlerimiz arasındaki farkı fark etmektir. Çünkü kendimizi tanımaya başladıkça hangi alışkanlıkların yaşamımıza katkı sağladığını, hangilerinin ise bizi istediğimiz hayattan uzaklaştırdığını daha iyi anlayabiliriz.
Yıllardır aynı işi yapan, ancak artık kendini geliştiremediğini ve mutlu olmadığını hisseden birini düşünelim. Değişmekten korktuğu için bildiği düzende kalabilir; zamanla isteksizliğini ve mutsuzluğunu da yaşamın kaçınılmaz bir parçası olarak kabul edebilir. Oysa yeni beceriler edinmek, farklı seçenekleri araştırmak veya küçük bir değişiklik yapmak, ona yeniden heyecan duyabileceği bir yol açabilir. Elbette her alışkanlığı terk etmek ya da hayatımızı kökten değiştirmek zorunda değiliz. Önemli olan, alışkanlıklarımızın bizi destekleyip desteklemediğini görebilmektir. Aleksandr Puşkin’e atfedilen bu söz, mutluluğun bazen yeni bir şey kazanmak kadar, bizi sınırlayan eski bir düzenden uyanmayı da gerektirdiğini hatırlatır. Alıştığımız hayatı sürdürmek kolay olabilir; asıl mesele, o hayatın gerçekten yaşamak istediğimiz hayat olup olmadığını kendimize dürüstçe sorabilmektir.
Aleksandr Puşkin Kimdir?
Aleksandr Puşkin (1799-1837), Rus edebiyatının en önemli şair ve yazarlarından biridir. Modern Rus edebiyatının gelişiminde belirleyici bir rol oynamış, şiir, roman, öykü ve tiyatro alanlarında eserler vermiştir. Yevgeni Onegin, Yüzbaşının Kızı ve Bronz Atlı en tanınmış eserleri arasında yer alır. Eserlerinde insan doğasını, aşkı, özgürlüğü, toplumsal yaşamı ve bireyin iç dünyasını ele alan Puşkin, güçlü anlatımı ve yenilikçi diliyle kendisinden sonraki pek çok Rus yazarını etkilemiştir. Otuz yedi yaşında, bir düelloda aldığı yara nedeniyle yaşamını yitirmiştir.
Motivasyonunuzu tazelemek için şu kısa videoya göz atın.
Farklı Kategorilerde En İyi Özlü Sözler
- En İyi Motivasyon Sözleri
- En İyi Özgüven Sözleri
- En İyi Cesaret Sözleri
- En İyi Kararlılık Sözleri
- En İyi Başarı Sözleri
- En İyi Çalışkanlık Sözleri
- En İyi Kişisel Gelişim Sözleri
- En İyi Mutluluk Sözleri
- En İyi Umut Sözleri
- En İyi Özgürlük Sözleri
- En İyi Düş ve Hayal Sözleri
- En İyi Zenginlik ve Para Sözleri
- En İyi Eğitim ve Öğretim Sözleri
- En İyi Girişimcilik Sözleri
- En İyi Bilim ve Bilgelik Sözleri
- En İyi Yaratıcılık Sözleri
- En İyi Film Replikleri
- En İyi Seçim ve Karar Sözleri
- En İyi Değişim Sözleri
- En İyi Sevgi ve Aşk Sözleri


